İlişkide Takdir Etmek: Emeği Görmenin ve Söylemenin Yolları
Uzun ilişkilerde en sessizce aşınan şey takdirdir. Görünmeyen emeği fark etmenin, somut biçimde dile getirmenin ve takdiri kabul etmenin yolları.
Selin Yavuzer 4 dk okuma
Uzun süren ilişkilerde en sessizce aşınan şeylerden biri takdirdir. Başlangıçta fark edilen ve dile getirilen jestler zamanla olağan kabul edilir; olağan kabul edilen şeyler de bir süre sonra görünmez olur. Oysa ilişkiyi ayakta tutan emeğin büyük bölümü tam olarak bu görünmez alanda üretilir. Takdir etmek, karşı tarafa iltifat yağdırmak değil; yapılan işi fark ettiğinizi ona anlaşılır biçimde söylemektir.
Görünmeyen Emeği Fark Etmek
Bir ilişkide yapılan işlerin bir kısmı görünür: yemek pişirmek, alışveriş yapmak, bir işi üstlenmek. Ancak bunların arkasında görünmeyen bir katman vardır. Neyin bittiğini hatırlamak, hangi işin ne zaman yapılması gerektiğini takip etmek, bir yakınının doğum gününü akılda tutmak, bir sorunun büyümeden çözülmesini sağlamak. Bu işler tamamlandığında ortada bir sonuç görünmediği için çoğu zaman kimse fark etmez. Fark edilmemesi, yapılmadığı anlamına gelmez.
Takdirin ilk adımı bu nedenle konuşmak değil, bakmaktır. Bir hafta boyunca evde ya da ilişkide neyin kendiliğinden yürüdüğünü ve bunun kimin sayesinde yürüdüğünü sessizce izlemek, söylenecek şeylerin listesini kendiliğinden oluşturur. Fark etmeden yapılan takdir, genellikle genel geçer ve içi boş cümlelere dönüşür.
Genel Övgü ile Somut Takdir Arasındaki Fark
"Sen harikasın" cümlesi iyi niyetlidir ama karşı tarafa neyin değerli bulunduğunu söylemez. Buna karşılık "bugün ben yetişemeyeceğim diye o işi sen üstlendin, gerçekten rahatladım" cümlesi üç şey birden yapar: yapılan işi adlandırır, size ne kazandırdığını açıklar ve bunun fark edildiğini gösterir. Somut takdir hatırlanır; genel övgü ise nazik bir söz olarak geçip gider.
Somutluk aynı zamanda tekrarı engeller. Her seferinde aynı cümleyi duyan kişi bir süre sonra o cümleyi bir alışkanlık olarak algılar ve etkisi düşer. Farklı işleri farklı sözcüklerle anmak, takdirin canlı kalmasını sağlar.
Zamanlama Neden Önemlidir?
Takdirin en etkili olduğu an, işin yapıldığı ana yakın olan andır. Haftalar sonra hatırlanan bir jest için teşekkür etmek elbette değerlidir ama o anda söylenen bir cümlenin yerini tutmaz. Bunun basit bir nedeni vardır: emeğin verildiği anda kişi hâlâ o işin yorgunluğunu taşır ve karşılığını en çok o anda hisseder.
Bir başka önemli zamanlama, işlerin yoğunlaştığı dönemlerdir. Taşınma, hastalık, iş değişikliği ya da yoğun bir dönemde yükün büyük kısmını üstlenen kişi, genellikle bunu şikâyet etmeden yapar. Tam da bu sessizlik, takdirin en çok gerektiği yerdir.
Karşılıksız Söylemek
Takdir bir pazarlık aracına dönüştüğünde işlevini yitirir. Bir isteğin hemen öncesinde söylenen övgü, karşı tarafça giriş cümlesi olarak algılanır ve içtenliğini kaybeder. Bu yüzden takdir cümlelerini talep cümlelerinden ayırmak gerekir. Hiçbir şey istenmeyen bir anda söylenen kısa bir teşekkür, uzun bir konuşmanın açılışında söylenen övgüden çok daha ağır basar.
Aynı biçimde takdir, karşılık beklentisiyle de kurulmamalıdır. "Ben söyledim ama o söylemiyor" hesabı tutulmaya başlandığında, takdir bir alacak defterine dönüşür. Bu defter açıldığında ilişkideki iyi niyet hızla tükenir.
Takdiri Almayı Öğrenmek
İlişkinin diğer tarafında duran beceri, takdiri kabul edebilmektir. Söylenen güzel bir sözü hemen küçültmek, "yok canım, ne var bunda" diyerek geçiştirmek yaygın bir alışkanlıktır. Bu tepki alçakgönüllülük gibi görünse de karşı tarafa farkında olmadan şunu söyler: söylediğin şey yerini bulmadı. Basit bir "duyduğuma sevindim" ya da "bunu fark etmene sevindim" yanıtı, takdirin karşılıklı bir alışverişe dönüşmesini sağlar.
Sözden Başka Yollar
Herkesin takdiri ifade etme biçimi aynı değildir. Kimileri bunu sözle, kimileri bir işi devralarak, kimileri de küçük bir jestle yapar. Karşı tarafın hangi biçimi daha net algıladığını gözlemlemek, mesajın yerine ulaşmasını kolaylaştırır. Sözle ifade edilen bir teşekkürü değerli bulmayan bir kişi için, onun yorgun olduğu bir günde bir işi sessizce üstlenmek çok daha güçlü bir takdir olabilir.
Ancak farklı biçimler kullanmak, sözü tamamen bırakmak anlamına gelmemelidir. Yapılan davranış her zaman doğru okunmayabilir; sözle kurulan kısa bir cümle, davranışın niyetini belirsizlikten kurtarır.
Küçük Bir Alışkanlık Kurmak
Takdiri süreklileştirmenin en pratik yolu onu büyük anlara saklamamaktır. Haftada birkaç kez, o gün fark ettiğiniz somut bir şeyi söylemek yeterlidir. Bu alışkanlık başlangıçta yapay gelebilir; birkaç hafta sonra ise ilişkinin doğal diline karışır. Zamanla fark edilen şeylerin sayısı da artar, çünkü aramaya alışmış bir göz daha fazlasını görür.
Sonuçta takdir, ilişkiye eklenen ek bir çaba değil; zaten var olan emeğin görünür kılınmasıdır. Görülen emek tekrarlanır, görülmeyen emek ise sessizce azalır. Bu basit denge, uzun ilişkilerin gündelik yükünü hafifleten en sade araçlardan biridir.