Ergenlik çağındaki gençle iletişimi açık tutmak
Gencin daha az konuşması ilişkinin bozulduğunu değil, kendine ait bir alan kurduğunu gösterir. Bağı koruyan yaklaşımları anlatıyoruz.
Selin Yavuzer 4 dk okuma
Çocuk büyüyüp ergenliğe girdiğinde ailelerin en sık kurduğu cümlelerden biri şudur: eskiden her şeyi anlatırdı, şimdi tek kelime alamıyorum. Bu değişim genellikle bir kopuş, hatta bir kayıp gibi yaşanır. Oysa gencin daha az konuşması çoğu zaman ilişkinin bozulduğunu değil, gencin ayrı bir birey olma işine giriştiğini gösterir.
Ergenlik döneminin temel işi, kendine ait bir iç dünya kurmaktır. Bu dünyanın kurulabilmesi için bir mahremiyet alanına ihtiyaç vardır; her şeyi paylaşan bir genç, aslında kendine ait bir alan kuramamış demektir. Dolayısıyla suskunluk, doğru okunduğunda gelişimsel bir işaret olabilir. Sorun, ailenin bu alana nasıl yaklaştığındadır: kapıyı zorlayarak mı, yoksa kapının önünde ulaşılabilir kalarak mı.
Soru sormanın sınırı
Kaygılı bir ebeveynin ilk refleksi soru sormaktır. Okul nasıldı, sınav ne oldu, kiminle görüştün, neden geç kaldın. Bu soruların her biri makuldür, ama arka arkaya geldiğinde genç bunu bir ilgi değil bir sorgu olarak algılar. Sorgu karşısında verilen cevap da doğal olarak kısalır: iyi, normal, bilmiyorum.
Konuşmayı açan şey genellikle soru değil, paylaşımdır. Ebeveyn kendi gününden bir şey anlattığında, bir zorluğunu ya da komik bir anını paylaştığında, genç için karşılık verme alanı açılır. Aynı şekilde yorum yapmadan dinlemek, konuşmanın devamını getirir. Bir genç anlattığı şeyin hemen ardından öğüt geleceğini biliyorsa, anlatmamayı seçer.
Omuz omuza konuşmak
Gençlerle en verimli konuşmalar genellikle yüz yüze oturulan resmi ortamlarda değil, yan yana bulunulan sıradan anlarda olur. Arabada giderken, bulaşık yıkarken, birlikte yürürken, bir işi beraber yaparken. Göz teması kurmanın zorunlu olmadığı bu durumlar baskıyı azaltır ve söz kendiliğinden gelir.
Zamanlama da önemlidir. Eve gelir gelmez sorulan sorular çoğunlukla boşa gider; genç henüz günden çıkmamıştır. Akşam geç saatler, birçok gencin en konuşkan olduğu zaman dilimidir. Bu saatte açılan bir sohbete zaman ayırmak, planlanmış bir konuşmadan daha değerli olabilir.
Tepki vermeden önce duraklamak
Gencin anlattığı bir şey karşısında verilen ilk tepki, bir sonraki paylaşımın olup olmayacağını belirler. Şaşkınlık, panik ya da hızlı bir yargı, kapıyı kapatır. Burada işe yarayan basit bir alışkanlık, önce anlamaya çalışmaktır: "Peki sen ne hissettin", "sence neden böyle oldu", "bunu bana anlatman kolay olmadı herhalde". Bu cümleler onay anlamına gelmez; yalnızca konuşmanın devam etmesini sağlar.
Elbette bazı konularda net sınır koymak gerekir. Ama sınır, ilişkinin sıcaklığı korunarak da konabilir. Kural ile ceza arasındaki fark burada belirir: kural önceden bilinen ve tutarlı olandır, ceza ise anlık öfkeyle verilen ve orantısı belirsiz olandır. Tutarlı kurallar güven verir; öfkeyle konan yasaklar sadece gizlenmeyi öğretir.
Görüşe saygı, ama otoriteden vazgeçmeden
Bu yaş grubu, kendi fikirlerini test etmeye ihtiyaç duyar. Tartışmaya girmesi, karşı çıkması, aileden farklı düşünmesi bu testin parçasıdır. Bu fikirlere ciddiye alarak yaklaşmak, gencin düşünme kapasitesini geliştirir. Her farklı görüşü bir saygısızlık olarak okumak ise gerçek tartışmayı yer altına iter.
Aynı zamanda ebeveynin arkadaş olmaya çalışması da işe yaramaz. Gencin arkadaşı çoktur; ihtiyacı olan şey, sınır koyabilen, tutarlı, güvenilir bir yetişkindir. Sıcaklık ile otoritenin birlikte var olduğu bir tutum, bu yaşta en iyi sonucu verir.
Sessizliğe dayanmak
Bazı dönemlerde genç gerçekten konuşmaz ve bu dönem haftalarca sürebilir. Böyle zamanlarda ilişkiyi ayakta tutan şey konuşma değil, bulunabilirliktir. Birlikte yenen akşam yemeği, birlikte izlenen bir maç, arada sorulan tek bir samimi soru. Genç konuşmak istediğinde ulaşılacak birinin orada olduğunu bilir; bu bilgi, o an konuşulmasa bile ilişkiyi taşır.
Ergenlikte iletişim, bilgi almakla değil bağ kurmakla ölçülür. Ne yaptığını her zaman bilmeyebilirsiniz; ama bir şey olduğunda size gelecek olması, çok daha değerli bir göstergedir.
Bugünün gençlerinin dünyası
Bir başka güçlük, ailenin gencin dünyasını yeterince tanımamasıdır. İlgi alanları, arkadaşlık biçimleri ve iletişim araçları hızla değişir; bunları küçümseyen bir tutum, konuşmayı daha en başında keser. Gencin sevdiği bir müziği, bir oyunu ya da bir uğraşı gerçekten merak etmek, ona ilgi duyduğunuzu gösteren en somut işaretlerden biridir. Anlamak zorunda değilsiniz; merak etmeniz yeterlidir. Bu merak, ileride zor bir konu konuşulması gerektiğinde işe yarayacak güveni sessizce biriktirir.